İstanbul kadar güzel sevdim seni;
Bak şu kaderin işine,
Seni bana yazmış…
Kim ne düşünür, umurumda değil.
Eğer sen bir şehir olsaydın,
Ancak İstanbul olurdun;
Ben de senin kalbini fethederdim!
Bakma öyle…
Seni İstanbul eylülünde sevdim;
O çınarların gölgesinde, meltem rüzgârlarında,
Hayaller kurduğum o gençlik yıllarımda sevdim seni.
Bak sen şu kaderin işine;
Bir yaprak gibi getirip bırakmış seni hayallerime,
Dağıtmış hüzün dolu zihnimi.
Evet, ben seni İstanbul’un eylülünde sevdim…
Martılar hep seni söyler
Kız Kulesi yalnızlığımda.
Bir vapur çığlığı bozar kentin sabahını,
Deniz kokusuna uyanır tüm hayallerim.
Bu nasıl bir sevda kokusudur, bilinmez…
Seni bana uğratan kaderin de vardır bir bildiği.
Ben seni bir martı çığlığında,
Kız Kulesi yalnızlığında sevdim.
Hadi, akşam oldu, dönelim yuvamıza;
Sabah yine seninle gülelim park banklarında,
Deniz kokusu sinmiş hayallerimizde…
Sakın unutma;
Bu sevdada kaderin de var bir bildiği.