Nezaket; en temel haliyle saygılı olma, kabalık etmeme, dilimize dikkat etme, yargılardan uzak olma halidir.
Göçük altında kalmış maden işçisinin, ‘’-çizmelerimi çıkarayım sedye kirlenmesin.’’ sözlerindeki nezaket, dış görünüşün, mal varlığının, tahsil durumunun bu konuda ölçü olamayacağının güzel bir örneği ve açıklamasıdır.
Bir tebessüm bile nezaketin en yalın, en hoş halidir. Nezaket kesinlikle eziklik değildir ve kişinin en güzel süsüdür.
Nezaketin, zarafetin ve letafetin olmadığı durumlar kaotik ortamlar çıkarır.
Sokakta yüksek ses ile telefonda konuşma, trafikte gereksiz korna çalma, olmayacak yere araç park etme, kalabalık kaldırımlarda insanlara çarparak ilerlemeler son dönemin modern nezaketsizliklerindendir.
İnsanlara karşın özenli, düşünceli ve dikkatli davranan kişiler, etrafına hoşluk ve güzellik saçan görgülü ve en net tabirle zarif insanlar. Bu zarafetleri onları saygıdeğer, itibarlı ve sevilen biri yapar.
Söz ve davranışlarımızda muhatabımıza incelik göstermek, onunla empati ve yakınlık oluşturmak, onu rahat ve güvende hissettirmek, onu iyi ve güzel düşüncelere sevk etmek; ortamı güzelleştirmek, daha az kaygı daha fazla mutluluk oluşturmak, daha yaşanabilir, daha huzurlu ve daha güvenli bir yaşam sağlamak ancak nezaket ve zarafet ile mümkündür.
Hal etrafa geçer derler, kendimize ve çevremize nazik olmalı, nezaketi ve zarafeti çoğaltmalıyız.
***
Sosyal hayatta da zarafet önemlidir. Birini erken ve geç saatlerde aramak; toplum içerisinde -ne zaman evleneceksin? -derslerin nasıl? -neden boşandın? -neden çocuğun yok? sorularına özellikle gençleri maruz bırakmak;
Hasta ziyaretlerinde çok üzgün ya da çok neşeli olmak, doğallık ve samimiyetten uzak olmak ve ziyareti uzatmak bu konudaki olumsuz örneklerdir.
Bazı dilek ve temennilerimiz de nezaket ve zarafetin bir parçasıdır. -günaydın, -afiyet olsun, -Allah’a ısmarladık ya da -hayırlı cumalar, -hayırlı kandiller gibi özel günlerdeki vakit temennileri yaygınlığını korumamız gereken hasletlerdir.
Bir alışveriş sonrasında geçmişimizde çok yaygın olan -bereket versin -bereketini gör ifadeleri son dönemlerde az gözlemlediğimiz örneklerdendir.
***
Nezaket, zarafet ve letafet bir davranış biçimidir ve içten gelir. Bu içten davranışlar, bizim kültürel kodlarımızda medeniyet dinamiğimizde olan şeylerdir. Selçuklu ve Osmanlı bu konuda sayısız örneklerle doludur.
Veren ve alan elin birbirini görmediği sadaka taşları medeniyetimizin zarafetidir.
Ege’de arazisi olmayanlar için bazı zeytinlik alanların hususi bırakılması ve o yıl mahsulü olmayanlarca toplanmasına imkân verilmesi ne zarif bir dayanışmadır.
Halikarnas balıkçısı eserinde de geçen, günlük ihtiyacı olan balığı tuttuktan sonra bu kadarı bana yeter deyip avlanmayı bırakan balıkçıların ya da tutulan fazla balıkların bir kovuğa konulması ve o gün tutamayanlara sunulması hadiseleri de benzer bir zarafet taşır ve kalbi tatmin etmenin en güzel yollarındandır.
Mutlu, mesut ve mutmain olmak istiyorsak bunları yaşamalı ve yaşatmalıyız. Günümüze bakıldığında maalesef insanların mutlu olmadığını görüyoruz; ancak suçlamak yerine bu genel medeniyet krizine çözümler aramaktır bizlere düşen.
Tam da burada ‘’İnsanların kendi elleri ile yaptıkları yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu…’’ (30/41) ayeti kerimesi üzerine derin tefekkür etmek gerekir.
Eskiden evlere yapılan kuş yuvaları yerini maalesef kuşkonmazlara bıraktı. Yeşili betona çevirme yarışı ve çevre tahribatı en hızlı dönemini yaşıyor. Her şartta ve her vakitte hesap verme şuuru ile hareket etmeli insan!
***
Nezaket, zarafet ve letafet kavramları hayatın içerisinde ve her alanında yer alması ve devam etmesi gereken özelliklerdir.
Letafet; insan ruhunun inceliği ve güzelliği ile doğru orantılıdır. Ruhumuzun inceliği ise; aklımızın ve kalbimizin sağlığını korumak ve onların ihtiyaçlarını karşılamakla mümkündür.
Bazen size iyi gelen şifa olan insanlarla ülfet etmek hakikati kavramaya sebeptir, bazen bir kitabın bir pasajı bizlere bir kapı aralar, bazen tabiattaki bir an varlığın derinliklerindeki cevheri görmeye vesiledir. Kendimize hayatın koşturmacası içerisinde dingin vakitler ayırmalıyız. Yeni bakışlar; yenilenmenin, tazelenmenin, ruhumuzdaki huzurun oluşmasının gereğidir.
***
Nezaket, zarafet ve letafet; görüldüğü üzere sadece söz ve davranışlarda değil, hayata bakış ve hayatı anlamlandırma ve değerlendirmedeki güzelliklerdir.
Hz. Mevlâna’ya atfedilen; ‘’Güzel bakan güzel görür, güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayattan lezzet alır” sözü, bakış açısının hayat kalitesini belirlediğini vurgulayan derin bir felsefedir. İyimserlik, iyi niyet (hüsn-ü zan) ve pozitif odaklanmanın yaşamdaki huzuru ve mutluluğu getirdiğini ifade eder.
Nezaketi, zarafeti ve letafeti artırdığımız; sözümüzü, davranışlarımızı, bakış ve değerlendirmemizi geliştirdiğimiz; akıl ve ruh sağlığımızı koruduğumuz güzel günlere ulaşmak duasıyla…
