İnsan her şeye alışır derler.
Peki ya bu cümle, sandığımız kadar masum değilse?
Çünkü alışmak bazen bir beceri değil, bir savunma biçimidir. Zihnin, baş edemediği duygularla başa çıkabilmek için geliştirdiği sessiz bir strateji… Acıyı ortadan kaldırmaz; sadece onunla yaşamayı öğretir. Ve zamanla biz, bu durumu “iyileştim” sanabiliriz.
Oysa iyileşmek ile alışmak arasında ince ama hayati bir fark vardır.
Alışmak, hissetmemeyi öğrenmektir.
İyileşmek ise hissetmeye devam edebilmek.
Psikolojide bu durum çoğu zaman “işlevsel devamlılık” gibi görünür. Kişi hayatına devam eder, rutinlerini sürdürür, dışarıdan bakıldığında toparlanmıştır. Ama iç dünyada her şey gerçekten onarılmış değildir; sadece ses kısılmıştır.
Bu noktada terapötik bakış açısı bize şunu hatırlatır:
“Değişim, ancak kişi olduğu hâliyle yüzleşmeye cesaret ettiğinde mümkündür.”
- Irvin D. Yalom
Yani mesele, acının yok olması değil; onunla kurulan ilişkinin değişmesidir. Kaçmak değil, bakabilmektir. Bastırmak değil, anlamlandırabilmektir.
Alıştığımızda hayat devam eder. İşe gideriz, güleriz, konuşuruz. Dışarıdan bakıldığında her şey yolundadır. Ama içimizde bir yer hâlâ aynı cümlede takılı kalır. Aynı duyguda, aynı kırılmada… Sadece onun sesini kısmayı öğrenmişizdir.
İyileşmek ise susturmak değil, anlamaktır.
“Bu bana neden bu kadar dokundu?” diye sorabilmektir.
Kaçmadan, bastırmadan, kendine dürüstçe bakabilmektir.
Psikolojik olarak insan, acıdan çok belirsizlikten kaçar. Bu yüzden alışmak daha kolay gelir. Çünkü alıştığında kontrol hissi oluşur. Tanıdık bir acı, bilinmeyen bir iyilikten daha güvenli hissedebilir. İşte tam da bu yüzden, bazı insanlar mutsuz oldukları hâlde o durumdan çıkamazlar. Çünkü aslında acıya değil, alışkanlığa bağlıdırlar.
Ama iyileşmek, bu döngüyü fark ettiğin anda başlar.
Kendine şu soruyu sorduğunda:
“Ben gerçekten iyi miyim, yoksa sadece alıştım mı?”
Cevap her zaman kolay gelmez. Çünkü alışmak, çoğu zaman sessizdir. Kendini belli etmez. Ama küçük işaretleri vardır:
Aynı şeyler seni hâlâ tetikliyorsa,
Aynı konularda içten içe yoruluyorsan,
Aynı duygular farklı zamanlarda tekrar ediyorsa…
Belki de iyileşmedin. Sadece alıştın.
Ve bu bir eksiklik değil. Bu, zihnin seni koruma şekli.
Ama artık büyüdüysen, artık kendine daha dürüst bakabiliyorsan, o zaman bir seçim yapabilirsin:
Sadece hayatta kalmak mı, yoksa gerçekten iyi olmak mı?
İyileşmek; hızlı, konforlu ya da kolay değildir.
Ama gerçektir.
Ve belki de bu yeni dönemde kendine verebileceğin en dürüst söz şudur:
“Alıştığım yerlerde kalmayacağım.”
Çünkü insan, her şeye alışabilir.
Ama her alıştığı şey, ona iyi gelmez.
























