Azade Olmak

Azade olmak çoğu zaman yanlış anlaşılır. Kurtulmak, beri olmak, bağları koparmak, yalnızlaşmak ya da her şeye kayıtsız kalmak sanılır. Oysa azade olmak; hayattan elini çekmek değil, hayatla kurduğun ilişkiyi bilinçli hâle getirmektir. Kendi iç sesini, başkalarının gürültüsünden ayırabilme sanatıdır.

İnsan özgürlüğü çoğu zaman dış koşullarda arar:

Daha iyi bir işte, başka bir şehirde, farklı bir ilişkide…

Oysa asıl esaret, çoğu zaman kişinin kendi zihnindedir. Geçmişte söylenen bir söz, bir hayal kırıklığı ya da “el âlem ne der” cümlesi, insanı görünmez bir kafese kapatabilir.

“İnsan, en çok alıştığı şeylerin tutsağıdır.” der; Albert Camus

Azade olmak, bu alışkanlıkları fark etmekle başlar.

Kişisel gelişim genellikle “daha fazlası” üzerinden anlatılır.

Daha güçlü ol. Daha dayanıklı ol. Daha başarılı ol.

Oysa gerçek dönüşüm çoğu zaman eksiltme ile olur.

Azade olmak; sana ağır geleni bırakabilme cesaretidir. Her şeye yetişmek zorunda olmadığını, herkesi mutlu edemeyeceğini kabullenmektir.

İnsan, kendine ait olmayan sorumlulukları taşırken yorgun düşer. Başkalarının beklentileriyle şekillenen bir hayat, ne kadar parlak görünürse görünsün, içten içe tükenmişlik üretir. Azade olmak, bu yükleri fark edip “bu bana ait değil” diyebilmektir.

Azade bir zihin, sınır koymayı bilir.

Herkese her an ulaşılabilir olmanın, her isteğe “evet” demenin bir erdem olmadığını öğrenir. Çünkü sınırlar, insanın kendine duyduğu saygının dışavurumudur.

Kendin olabilmek, dünyada en zor şeylerinden biri bence, hele hele içinde yaşadığımız şu dönemde…

Kendin olabilmek, bazen anlaşılmamayı göze almayı gerektirir.

Bazen yalnız kalmayı…

Bazen de sevdiğin hâlde mesafe koymayı.

Azade olmak, duygusuzlaşmak değildir.

Aksine, duygularını daha net tanıyabilmektir. Neyin seni beslediğini, neyin tükettiğini ayırt edebilmektir.

İnsan, kendini seçtiği gün değişir.

Başkalarının hayatında figüran olmayı bıraktığı gün…

Kendi hikâyesinde söz sahibi olmaya başladığı an.

Azade olmak, önce kendinle kalabilmeyi öğrenmektir.

Sessizlikten kaçmamak, yalnızlıktan korkmamak, iç dünyanla temas kurabilmektir. Çünkü insan kendine yaklaştıkça, başkalarına olan bağımlılığı azalır.

Azade olmak, bir varış değil, bir hatırlayıştır

Azade olmak tek seferlik bir karar değildir.

Her gün yeniden hatırlanan bir niyettir.

Bugün neyi bırakabilirim?

Bugün kendim için neyi seçebilirim?

Bugün hangi düşünce artık bana hizmet etmiyor?

Bu sorulara dürüstçe cevap verebildiğin günlerde, özgürlük zaten kendiliğinden genişler. Sessizce. Gösterişsizce. Ama derinlemesine.

Azade olmak;

Kendine rağmen değil, kendinle yürüyebilmektir.

Sevgiyle kalın, Hoşça Kalın..

Exit mobile version