• Ana Sayfa
  • Yazarlar
Salı, 14 Temmuz, 2026
  • Giriş
Hür Havadis
11 °c
Ankara
Bulunamadı
Tüm Sonuçlar
Bulunamadı
Tüm Sonuçlar
Hür Havadis
Bulunamadı
Tüm Sonuçlar
Anasayfa Ekonomi

KALKINMA İKTİSADI 2

Editör Yazar Editör
25 Ekim 2020
Ekonomi
0 0
3
bty

bty

0
PAYLAŞIM
0
GÖSTERİM
Facebook'da paylaşTwitter'da paylaşWhatsapp'ta paylaş

Milletler binlerce yıldır karşılıklı ticaret yapar. Ödeme ise ayni ya da nakdi olabilmektedir. Karşılıklı ticari ilişkileri kavramsallaştıran ilk çalışmanın Adam Smith 1776 tarihli “Ulusların Zenginliği” adlı eseri olduğu söylenir. Smith’e göre en iyi olduğun işte uzmanlaşmalı ve onun ticaretini yapmalısın. Karşılığında ise üretemediğini ithal etmelisin. En iyi olduğun ürüne odaklanmak kaliteyi artıracağı gibi rekabet avantajı da sağlayacaktır. Böylece ticari ilişki içerisindeki tüm taraflar karlı çıkacaktır. Bu teori halen dış ticaretin temeli kabul edilir.

Anılan teori çerçevesinde; peki biz yirmi sene önce çok iyi olduğumuz tarıma dayalı üretime devam mı etmeliyiz? Bakıldığında gelişmiş ülkelerin hemen hemen tamamı sanayi ile kalkınmıştır. Maalesef tarımsal üretimle kalkınan ülke yok dostlar. Sanayileşme kalkınmanın da katma değerli üretmenin de ana omurgasıdır. Hatta günümüzde sanayii üretimi yerini yüksek teknoloji üretime bırakıyor. Kalkınmış ülkeler sanayi üretimini ucuz iş gücü ve kaynak yetersizliği nedeniyle geri kalmış ülkelere transfer ediyor.

Günümüzün yeni kalkınma enstrümanı yüksek teknoloji üretimidir. Bu eğilim yenilenebilir kaynak kullanımı ile desteklendiğinde ise son derece rekabetçi olabilmektedir.

Toplum tarafından çokça kullanılan bir söz vardır “Bir kamyon domates bir mikro işlemci etmiyor”. Evet katma değer denen olgu tamda bu işte. İki gram plastik ile bir kamyon domates satın alabilme kabiliyeti.

Dostlar, önceki yazılarımızda zirai üretimin önemi ele alınmıştı. Dolaysıyla burada terk aynı konuya girilmeyecek. Merak eden okurların o yazımızı incelemelerini beklerim.

Neyse konumuza dönelim. Yüksek teknoloji üretiminde en büyük zorluk, bilgi yetersizliği, teknik alt yapı, kaynak ve pazar problemleridir. Evet bu konuların çözümleri maalesef uzun soluklu planlamalarla çözülebilmektedir. Günlük siyasi çekişmeler ise bu planlamalar önündeki en büyük risktir.

Devlet aklı tüm kısır çekişmelerin üzerinde bir iradedir. Canım ülkem kalkınamama serüvenini “Geri kalmışlığın kısır döngüsü teorisini” çerçevesinde bir sonraki yazımızda tartışalım.

Sağlıkla kalın hoşça kalın dostlar. 

Önceki Haber

Beşiktaş Belediye Başkanının da Testi Pozitif Çıktı

Sonraki Haber

Meteoroloji Uyardı! Göz Gözü Görmeyecek

Editör

Editör

Sonraki Haber

Meteoroloji Uyardı! Göz Gözü Görmeyecek

Çok Okunanlar 3

  1. Erdinç says:
    6 yıl önce

    Peki hocam tarım ürünlerini Hollanda gibi süsleyerek satsak, yada onların kullandığı tarım makineleri gibi makineleri tarıma katarak bir ton domates alınan tarladan bunu ikiye üçe katlasak olmaz mı. Birde ikiyüze yakın ünüversitesi ve onbinlerce bilim insanı varken yüksek teknoloyide paralelinde götüremez miyiz. Tesekkürler…

    Yanıtla
    • Yazar says:
      6 yıl önce

      Aslında Ziraat ama endüstriyel zirai faaliyetle kalkınan üç ülke ören verebiliriz. Kanada, Avustralya ve Hollanda . Zirai uretimin minimum seviyesini önceki yazılarımızda paylaştık. Ancak fazlası elbette akılcı olduğunda oldukça karlı olacaktır. Zira pandemi döneminde gıda güvenliğinin önemi görüldü. 1980 lerde ülkenin nerdeyse %70 i tarim çalışanı ve hemen tamamı kayıt dışı çalışa. Yukarda saydığım ülkelerde bir çiftçi bin dönüm araziyi tek olarak idare ederken malesef Türkiye’de miras hukuku çerçevesinde araziler tarım vasfını kaybetti. Yani akıllı zirai uygulamadan kastımız minimum iş gücü ile maksimum fayda üretmek olmalı. Bu iş sadece devlet eliyle de olabilecek birşey gibi görünmüyor. Bölgesel konum oldukça rekabetçi aslında ama malesef vahşi ziraat ancak zaman kaybı gibi görülüyor. Bu nedenle minimum gereksinim için planlama stratejik tır. Fazlası ise elbette arzu edilmeli.

      Yanıtla
  2. FATİH says:
    6 yıl önce

    İşimiz kolay değil ancak bir yerden başlamamız gerek. Yapılacak doğru planlama ve istikrarlı bir çalışmanın sonucunun diğer alanlarda da pozitif etki yaratacağını düşünüyorum. Teşekkürler.

    Yanıtla

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Yazılar

  • Aşk-ı Hakiki
  • Tarihte Bugün; 14 Temmuz 1959- Kerkük’te Üç Gün Üç Gece Sürecek Türkmen Katliamı Başladı
  • Tarihte Bugün; 13 Temmuz 1107- Anadolu Selçuklu Devleti’nin 2. Sultanı I. Kılıç Arslan Vefat Etti
  • Kontrollü Bencillik: Kendini Sevmek ile Kendinden Vazgeçmemek Arasındaki İnce Çizgi
  • Tarihte Bugün; 12 Temmuz 1521- Türk Ordusu Zemun’a Girdi
  • Tarihte Bugün; 11 Temmuz 1995- Bosna Soykırımı: Srebrenitza Katliamı
  • 2026 LGS Sonuçları Açıklandı: 452 Öğrenci Tam Puan Aldı, Lise Tercih Maratonu Başlıyor!

Kategoriler

  • Belediyecilik
  • Dünya
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Genel
  • Haftanın Şiiri
  • Kültür ve Sanat
  • Önemli Şahsiyetler
  • Oyun
  • Politika
  • Sağlık
  • Sanat ve Kültür
  • Siyaset
  • Son Dakika
  • Spor
  • STK Faaliyetleri
  • Tarihte Bugün
  • Tasavvuf
  • Teknoloji
  • Terör İle Mücadele
  • Türkiye

Aşk-ı Hakiki

14 Temmuz 2026

Tarihte Bugün; 14 Temmuz 1959- Kerkük’te Üç Gün Üç Gece Sürecek Türkmen Katliamı Başladı

14 Temmuz 2026

Tarihte Bugün; 13 Temmuz 1107- Anadolu Selçuklu Devleti’nin 2. Sultanı I. Kılıç Arslan Vefat Etti

13 Temmuz 2026

© 2021 Hür Havadis

Bulunamadı
Tüm Sonuçlar
  • Ana Sayfa
  • Anasayfa
  • Anasayfa
  • Anasayfa_yedek
  • Belediyeler
  • Gizlilik
  • YAZARLAR

© 2021 Hür Havadis

Hoşgeldiniz

Lütfen bilgileriniz ile giriş yapınız

Şifremi unuttum?

Şifre hatırlatma

Şifre değiştirmek için kullanıcı adınızı veya emailinizi girin!

Giriş yap