Belki biraz sevecektik
Bu yalancı dünyadan gelip giderken
Biliyorum, biraz oyalandık,
Biraz hüzün kapladı içimizi
Ama ne yapalım, sevmesek olmayacaktı.
Sorsalar “Neyini sevdin?” diye;
Belki bir bakışı, belki bir gülüşü,
Belki de gönlündeki hüznü derim
Amalarla, fakatlarla, lakinlerle dolmuş hüzün sokakları.
Bırakın be kardeşim!
Size hiç mi tebessüm etmedi aynalardaki sevgiler?
Hiç mi ışık yakmadı gönül elçisi papatyalar?
“Sevde” mi demedi yere düşen yapraklar?
Ne yapalım, yere düştük diye ağaca mı küselim?
Peyke köşelerinde beklemeyelim mi sevdayı görmek için?
Çalmasın mı radyoda bir aşk türküsü?
Köşelerden bakmayalım mı sevdiğimiz insanın penceresine?
Belki biraz sevecektik o masum bakışlı sevdayı
Kim bilirdi, belki papatya gibi sevmeyecekti,
Belki de çok sevecekti bizi
Belki yaprak gönül koyardı onu yüksekten bırakan dala,
Belki de dal kırıldı, yere düştü o güzel goncası…
Kim bilirdi yüreğindeki sızıyı?
Biraz sevecektik şu kısa hayatta
Belki de daldan düşecektik toprağa iki yaprak gibi…
Kim bilir, belki de biraz sevecektik
O güzel bakışlı yâri…



