Bazı sesler vardır, yumuşacık, kadife gibi; huzur verir, sakinleştirir, güven hissi yaratır, hüzün ve özlem yaşatır, gönülleri şefkat duygusuyla doldurur. Anne, baba, eş, sevgili veya herhangi biri, aklınıza gelen oldu mu?
Ağustos biterken benim aklıma düşüveren bir sanatçımız var ki, onu dinlerken hüzün ve özlem sarkacında gidip gelmişliğim çok olmuştur. O sanatçı, ilk ezberlediğim şarkının, “Bir Dünya Yarattım Yalnız İkimiz İçin” adıyla dillerden düşmeyen, Erol Sayan’ın bestelediği Hicaz makamındaki eserin sözlerini yazan Taner Şener’dir.
30 Ağustos; yumuşacık sesiyle, pırıl pırıl parıldayan gözleriyle ve buruk tebessümüyle hatırladığım Klasik Türk Müziği’nin usta icracılarından Taner Şener’in 33. ölüm yıldönümü.
Taner Şener, Ankaralı hemşehrim; ölüm acısının en dayanılmazını yaşamış, sanatının zirvesindeyken bile yüzünde hüznün izlerini gizlemeyi beceremeyen bir acılı insan.
Taner Şener, 1941’de Ankara’da doğdu. Dokuz yaşında mikrofonla tanıştı. Ankara Radyosu ‘Çocuk Saati‘ programlarında ve Devlet Tiyatrosu çocuk bölümünde görev aldı. 1961 yılında Ankara Radyosu’nda profesyonel müzik hayatına başladı. 1960’ların sonlarında 45’lik plaklar doldurmaya başladı. 30’u aşkın şiiri bestelendi. Astsolistlik yaptı.
Taner Şener, TRT’nin tek kanal olduğu 1970 – 1980’li yıllarda dönemin popüler yıldızıydı. Ramazan programlarının değişmez sanatçısıydı. TSM Sanatçısı Ela Altın’la düetleri meşhurdu. İstanbul şarkıları seslendirmekte üstlerine yoktu.
Taner Şener, 1968’de Sunar Hanım’la evlendi. 1971’de Sanem adını koydukları bir kız çocukları oldu. Tatillerini geçirdikleri Yalova’dan İstanbul’a dönecekleri gün talihsiz bir olay yaşandı.
Tarih; 1977 yılının 6 Ağustos’u, günlerden Cumartesi’ydi. Sanem, bir kez daha denize girmek istedi. Babasıyla birlikte sahile indiler. Bazılarına göre, Sanem kuma oturmuş bir sandaldan suya atlarken ayağı takıldı, başını çarptı. Bazılarına göre de, deniz kenarında duran sandala bindi, sandal üstüne devrilince sığ suda boğuldu.
Taner Şener, Sanem’i denizden çıkardığında küçük kız maalesef hayatta değildi. Deniz kenarındakiler baba kızın başına toplandılar. Acı haberi duyan anne fenalaştı.
Sonra her şey hızlandı ve flulaştı. Sanem’in cenazesi Ankara’ya getirildi. Maltepe Camisi’nde kılınan cenaze namazının ardından Cebeci Asri Mezarlığına, dedesi ve babaannesinin mezarının yanına defnedildi. Bir baba, 7 yaşındaki çocuğunun tabutunu omuzlamış, onun körpecik bedenini kendi elleriyle toprağa vermişti. Yürek parçalayıcı bir dramdı.
Taner Şener’in hayatındaki kırılmalar ve içe kapanmalar böyle başladı. Gazeteler eşinden ayrılıyor diye yazdı. Sanatçının bariton renkli kadife sesinin tınısı lirik ve yumuşak tınılı bir sese dönüştü.
İlkeleri olan sanatçılardandı. Ramazanlarda sahneye çıkmama kararına sadık kaldı. Televizyona sakallı çıkan ilk Türk Sanat Müziği icracısı oldu. Güfte yazdı, beste yaptı, film çevirdi, yurt içinde ve yurt dışında konserler verdi.
Küçük Sanem’in ölümünün üzerinden 16 yıl geçmişti. Yıl 1993, aylardan yine Ağustos, günlerden pazartesiydi. Taner Şener, tatil için gittiği Kuşadası’nda denizde yüzerken fenalaştı.
Aydın’ın Söke ilçesine bağlı Güllübahçe beldesindeki bir sağlık ocağına kaldırıldı. Sağlık ocağında ilk müdahalesi yapılarak İzmir Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine sevk edildi. Müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Henüz 52 yaşındaydı. Ölüm nedeni, kalp krizi ve beyne pıhtı atması olarak açıklandı.
Taner Şener’in cenazesi Ankara’ya getirildi. Cebeci Asri Mezarlığındaki kızının mezarının yanına defnedildi. Baba kız, Cebeci Asri Mezarlığında Ada No: 556, Parsel No: 451’de yatıyor.
Taner Şener ve kızı Sanem’in yan yana yattığı mezarları bana, ilk ezberlediğim ve severek dinlediğim şarkıyı hatırlatır. Taner Şener’in, 1966’da plağa okuduğu şarkı, adeta onun kader çizgisini belirlemiş.
Şarkının sözlerine bakar mısınız?
“Bir dünya yarattım yalnız ikimiz için /
Seninle ağlayıp seninle gülmek için /
Bir başka sevgiye yer yok benim dünyamda/
Orda tüm sevgiler yalnız ikimiz için.
Gerçekten, kızını sevdiği kadar kimseyi sevmedi.
Dünyası kızıydı.
Kızıyla ağlamadı ama onun ardından ağlamadığı günü olmadı.
Şimdi tüm sevgiler baba ve kızı için.
Taner Şener’in en sevdiğim şarkılarından biri de güftesi ve bestesi kendisine ait, sözlerini aşağıya bıraktığım ‘Sen Geldiğin Zaman Mevsim İlkbahar‘dı adlı Hüzzâm eserdir.
Sen geldiğin zaman mevsim ilkbahardı /
Bahar kadar yemyeşil ümitlerim vardı /
Simsiyah gözlerinde yıldızlar yanardı /
Bülbül sende ağlar gül sende solardı.
Şimdi sen gidiyorsun mevsim sonbahar /
Rûhumda acı bir yaprak dökümü var /
Bitti yaşama arzum, bitti duygular /
Geride kalan ismin ve hâtıralar.
Bâki kalan bu kubbede bir hoş sâda imiş. Mekânları cennet olsun.



