• Türkiye
  • Dünya
  • Politika
  • Kültür ve Sanat
  • Spor
  • Ekonomi
  • Yazarlar
  • Giriş
Social icon element need JNews Essential plugin to be activated.
Perşembe, 18 Haziran, 2026
  • Giriş
Hür Havadis
  • Türkiye
  • Dünya
  • Politika
  • Kültür ve Sanat
  • Spor
  • Ekonomi
  • Sağlık
  • Belediyeler
Bulunamadı
Tüm Sonuçlar
  • Türkiye
  • Dünya
  • Politika
  • Kültür ve Sanat
  • Spor
  • Ekonomi
  • Sağlık
  • Belediyeler
Bulunamadı
Tüm Sonuçlar
Hür Havadis
Bulunamadı
Tüm Sonuçlar

KISA BİR  ‘’ SOSYOMEDENİYET ‘’  GİRİŞİ

Ali Murat Duman Yazar Ali Murat Duman
7 Mayıs 2022
Genel
8

‘’ Medeniyetleri  münevverler,sanatçılar kurar ve sürdürür. ‘’   cümlesi uzun zamandan  beridir düşünce dünyamda, ufkumu zorlayan  bir  iddia olarak duruyor. Bana ait bir cümle değil, zaman zaman fikir ortamlarında duyuyorum.

Münevver sözünden kastedilen şeyin ‘’ Aydın ‘’ olduğunu  bilirsiniz. Aydınlar, ilim adamları ve sanatçılar toplum olarak ‘’ ne? ‘’ olduğumuzu ortaya koyan inşa ustalarıdır desem doğru olur sanırım.

Siyasetçiler ise, medeniyet inşası ve sözcülüğünde yol açan, engel kaldıran ve zemin hazırlayan role sahipler.Bu yönü ile siyasetçilerin medeniyet üzerinde kesin ve net bir etkisi olduğunu söyleyebiliriz.

Toplumda her alanda oluşan ilişkileri, pozitif ve metafizik bilimlerdeki  ilerlemeleri, sanat alanında meydana gelen eserleri, fert ilişkilerini, küresel etkileşimleri, toplumsal gerçekliği,katmanları ve yapıyı derleyecek,toplayacak,analiz edip dünya kültür pazarında ‘’satışa sunacak’’ bir alan gerekli. İşte bu alanın adı SOSYOLOJİ.

Toplum Bilim de denilen sosyoloji, toplum ve insan etkileşimi üzerinde çalışıyor.Toplumsal etiketinizi oluşturan her alan onun ilgi sahasına girebiliyor.

 

Sosyoloji sandığımız kadar eski bir bilim dalı değil.Sosyolojiyi bir bilim dalı olarak ilk kez ortaya koyan kişi Fransız Auguste Comte’dir.Fransızlar belki, Fransız devriminin ve çalkantısının da etkisi ile, bireysel ve toplumsal değişim ve dönüşümlerin odağında ve sosyoloji alanında çıkış noktası olmuşlar.

Son 150 yılı baz alırsak, dünyada kendisinden ilham alınan Aguste Comte, Saint Simon,Emile Durkheim,Karl Marx,Max Weber,Herbert Spencer  gibi bir elin 10 parmağını geçmeyen  düşünür ve sosyologlar  var.

 

Türk toplumunda son 100 yılı baz aldığımızda, Türk Sosyolojisi olarak ana 2 ekol bulunuyor.

Birincisi, Fransız Emile Durkheim’den etkilenen Ziya Gökalp, diğer, Fransız Le Play akımından etkilenmiş olan Prens Sebahaddin ekolüdür.

Ziya Gökalp, daha sonraları daha özgün ve milli bir sosyoloji üretmeye çalışmış.Prens Sebahaddin ise, birey esas alan ve ademi merkeziyetçi bir sosyolojik düzlemi benimsemiş.

Bunların dışında, Şerif Mardin, Nurettin Topçu,Hilmi Ziya Ülken,Mümtaz Turhan,Cahit Tanyol,İsmail Hakkı Baltacıoğlu,Baykan Sezer gibi ilim adamları da son yüzyılının ilk sosyologları olarak tarihe geçmişler.Herbiri ayrı bir alem,düşünce,ideoloji ve ufuk taşıyor. Yine herbiri için ayrı ayrı kitaplar yazılmalı deyip, kısa tarihi bilgimizi burada noktalayıp yazımızın esas konusuna geri dönelim.

 

Sosyoloji önemlidir demiştik. Zira, toplum olarak kimliğinizi,ilişkilerinizi,yapınızı ve etiketinizi belirleyen neler varsa bunun sunuculuğunu ve tanıtımını yapıyor.

Bizim 100 yıllık geçmişimizde maalesef, genellikle batılı düşünürlerden aktarmacılık yapılarak, onların ortaya koydukları sosyolojik kalıplar içerisinde kendi milletimizi tanımlama çalışması hüküm sürmüş.Batıcılık ve batılı olma sevdası ve dürtüsü, toplumu ve ilişkileri tanımlarken onların cetvellerini kullanmamıza sebep olmuş.

Ziya Gökalp gibi sosyologlar bunu aşmaya çalışmış, milli ölçüler üretme gayretinde olmuşlar.Şimdiki zamandan bakınca, bizde olanı olduğu gibi tahlil etseler,kendi kalıplarımız içinde eritseler kimseye muhtaç kalmayacaklardı diyesim geliyor. Ama bu kadar basit olmadığının da farkındayım.

Şimdi yazımın ilk cümlesini hatırlatıp şunu ifade edeyim: Medeniyetleri  münevverler,sanatçılar kurar ve sürdürür. Büyük sosyologlar ise bunu kalıcı kılacak, küresel dünyaya ait bir miras haline getirecek çalışmaları yaparlar. İnsanlar onlar aracılığı ile sizi ve toplumu daha iyi tanır ve kavrarlar. Medeniyet böyle bir şeydir.

 

Bizim tarihsel planda oluşmuş kadim bir medeniyetimiz var zaten.Bunun siyaset ve sosyolojisi inşa edilebilirse, hem kalıcı hem de diğer toplumlara örnek olabilir.

Sözü çok uzatmadan, sizin gündeminize düşsün diye,  şu soruyu sorayım: Günümüzde her yelpazeden Türk siyasetini sosyolojik olarak tahkim edecek, toplumsal etiketi sağlamlaştıracak, özgün bir ekol olabilecek sosyologlarımız var mı bilmiyorum?

Türk sosyologları toplumun gözünün önünde değil, okunmuyor, bilinmiyor.

Bizim doğuya mı,batıya mı ait olduğumuzu ortaya koyacak,veya sentez bir yapıda mı bulunacağımıza dair önermelerde bulunacak, iddia ortaya atacak sosyologlar kimler?

Eminim bilinen veya bilinmeyen bir çok değerimiz vardır.

İşte bunları yakaladığımız anda, bizde de toplumsal yapı,katmanlar ve kültür  kısa aralıklarla altüst olan değil, sağlam bir bünyeye bürünmüş olacak.

Güçlü siyasetçilerin en çok ihtiyaç duyacağı yardımcılar, güçlü ve milli sosyologlar olacak.Öyle ki, siyasetçi dikiş iğnesini çıkardığında, sosyolog onu alıp güzel bir elbise dikecek.

Sanatçısı,bilim adamı,aydını üretip ortaya değer koyduğunda, onu alıp küresel bir sunum haline getirecek.

Tanzimattan günümüze noksan kaldığımız alan ve hususlardan biri bu diye düşünüyorum.

Selam ve dua ile….

Önceki Haber

Çekirdek

Sonraki Haber

TEMSİLİYET DAVAMIZ 2

Ali Murat Duman

Ali Murat Duman

Sonraki Haber

TEMSİLİYET DAVAMIZ 2

Çok Okunanlar 8

  1. M. Sebah YİĞİT says:
    4 yıl önce

    Evet en iyi düzelticinin değersizlik hissi ile kendini hiçliğin çukurunda kaybedişi.
    Kaleminize sağlık. Sosyal bilimci yani toplum analisti eksikliği. Toplumsal varoluşun mimarları olmayınca depreme dayanıksız binalar misali bir o yana bir bu yana…

    Yanıtla
  2. Erol ALTINAY says:
    4 yıl önce

    İyi tespit ne yazıkki çok bilinmiyen bir sosyoloji insanlara sorsak sosyoloji nedir sanırım sosyal medya ! diye cevap gelir

    Yanıtla
  3. Hakkı ÇİÇEK says:
    4 yıl önce

    Sosyolojik değerlilik, bireysel değerlilerin bir araya gelmesinden oluşur.
    Önce insan. Ve nitelikli insan.

    Yanıtla
  4. Recep says:
    4 yıl önce

    👏

    Yanıtla
  5. Recep says:
    4 yıl önce

    Süper tebrik ediyorum

    Yanıtla
  6. Şahan Göbeloğlu says:
    4 yıl önce

    Medeniyet :yaşanılan toplumun daha ferah hayatını manevi ve maddi olarak değerli kılan bütüncül bir yaklaşım sağlıyorsa medenidir.
    Batı ülkelerine baktığımızda aile ilişkileri komşuluk, paylaşım, adalet, ahlak, namus.. Anlamında ne kadar az medeni, teknoloji anlamında çok medeni olduğunu bir çok Afrika ülkesinde ise tam tersi olduğu hatta bazı toplumlarda İhtiyarlayan Anne, babasını öldürmenin bir medeni davranış olduğu toplumlar olduğu bir dünyamızda geçmiş örf ve adetlerimizle günümüzü maddi ve manevi olarak mutlu edebilecek yaşam tarzı olmalıdır medeniyet.
    Sonuç olarak, pozitif ve felsefi bilimle birlikte medeniyeti sağlayabiliriz.

    Yanıtla
  7. Süleyman Şarlı says:
    4 yıl önce

    Değerli başkanım kıymetli fikirlerinize katılıyorum

    Yanıtla
  8. Murat Atım says:
    4 yıl önce

    Değerli üstadım. Değerlendirmelerinizi bir çırpıda okuyup bitirdim. 2.Lisansı sosyoloji olan biri olarak da çok isabetli fikirler ortaya koymuşsunuz. Yazılarınızı sosyal mecralardan da takip ediyorum. Yeni yazılarınızı bekliyor iyi çalışmalar diliyorum.

    Yanıtla

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Yazılar

  • Tarihte Bugün; 18 Haziran 1988 – Başbakan Turgut Özal, Ankara Atatürk Spor Salonu’nda ANAP Büyük Kongresi’nde Silahlı Saldırıya Uğradı
  • Tarihte Bugün; 16 Haziran 1950- TBMM Türkçeleştirilmiş Ezanın Özünde Olduğu Gibi Arapça Okunmasına Dair Kanunu Kabul Etti
  • Emniyette Büyük Atama Dönemi: 19 Bin 96 Personelin Görev Yeri Değişti!
  • Tarihte Bugün; 15 Haziran 1826 – Sultan II. Mahmud, Yeniçeri Ocağı’nı Kaldırdı “Vaka-i Hayriye”
  • Tarihte Bugün; 14 Haziran 1839 – Jandarma Teşkilatı Kuruldu
  • Tarihte Bugün; 13 Haziran 1987- Türk Yazar Ve Çevirmen Cemil Meriç Vefatı
  • Muhsin Yazıcıoğlu Soruşturmasında Kritik Gelişme: “Yetkisizlik” Kararıyla Ankara’ya Devredildi

Kategoriler

  • Belediyecilik
  • Dünya
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Genel
  • Haftanın Şiiri
  • Kültür ve Sanat
  • Önemli Şahsiyetler
  • Oyun
  • Politika
  • Sağlık
  • Sanat ve Kültür
  • Siyaset
  • Son Dakika
  • Spor
  • STK Faaliyetleri
  • Tarihte Bugün
  • Tasavvuf
  • Teknoloji
  • Terör İle Mücadele
  • Türkiye

© 2021 Hür Havadis

Bulunamadı
Tüm Sonuçlar
  • Türkiye
  • Dünya
  • Politika
  • Kültür ve Sanat
  • Spor
  • Ekonomi
  • Yazarlar
  • Giriş

© 2021 Hür Havadis

Hoşgeldiniz

Lütfen bilgileriniz ile giriş yapınız

Şifremi unuttum?

Şifre hatırlatma

Şifre değiştirmek için kullanıcı adınızı veya emailinizi girin!

Giriş yap