Türkiye’de 15 Temmuz 2016 günü tarihimizin en kanlı ve karanlık ihanet ve işgal kalkışması yaşandı.
15 Temmuz gecesi, bir yandan ihanetçi ve işgalci çeteler, F-16’larla, helikopterlerle, Tanklarla, diğer en modern silahlarla kahraman Türk milletine hunharca ateş açarken, en kanlı katliamları icra ederken, diğer yandan bazı çevreler oturdukları, gizlendikleri mahfillerde ihanet ve işgalin başarılı olmasını özlemle beklediler.
Şayet bu işgal ve ihanet kalkışması amacına ulaşsaydı, 15 Temmuzu destekleyenler, açıksa sahneye çıkarak “bu hareketin başarılı olduğunu” ilan edeceklerdi.
Kahraman Türk Milletinin efsanevi direnişiyle bu ihanet ve işgal hareketi amacına ulaşamayarak hüsrana uğradı.
Bu hüsran, 15 Temmuz destekçilerini tavır değişikliğine itti.
Bunlar darbecileri ve işgalcileri doğrudan sahiplenme yolunu tercih etme cesaretini göstermeseler de dolaylı olarak 15 Temmuz İhanet ve işgal kalkışmasını önemsizleştirmek ve halkın kahramanca direnişini anlamsızlaştırmak için “15 Temmuz bir tiyatrodur” demeye başladılar.
Bu ihanet destekçileri sadece “tiyatro” demekle de kalmadılar, daha başka hunharca açıklamalar da yaptılar.
Bunlardan bazıları şu şekildedir:
* 15 Temmuz bir “kontrollü darbedir”;
* “Asıl darbe 15 Temmuz değil, 21 Temmuz’dur” (21 Temmuz 2016, 15 Temmuz ihanet ve işgal kalkışmasına katılanların etkisizleştirilmesini amaçlayan Olağanüstü Hal (OHAL) kararının ilan edildiği gündür);
* OHAL kararlarının uygulanması kapsamında “1.500.000 kişi mağdur oldu”. (Bu rakam OHAL uygulamalarından etkilenen bütün Fetö’cülerin sayısına denk gelmektedir; buna göre, OHAL uygulamalarından etkilenen bütün FETÖ’cüler mağdurdur” denmek istenmiştir.
* “KHK ile kamudaki görevlerinden atılanların tamamı tarafımızdan görevlerine iade edilecektir”.
* “OHAL uygulamaları kapsamında çok büyük mağduriyetler yaşanmaktadır; bunun kabul edilmesi mümkün değildir”.
OHAL uygulamalarına kapsayıcı sert tepkiler verenler ve 15 Temmuz kalkışmasını yapanlar, her ne kadar aleni olarak “biz FETÖ terör örgütünü destekliyoruz” demeseler de, bu tür beyanlar dolaylı olarak bu yapının desteklendiği manasına gelmektedir.
Meseleyi daha sarih olarak ifade etmek gerekirse;
“15 Temmuza bir tiyatrodur” demek, hem bu ihanet ve işgal kalkışmasını bizzat desteklemek hem de FETÖ ihanetçilerinin istekli bir şekilde propagandasını yapmaktır.
“15 Temmuz Kontrollü darbe” demek, ihanetçilerin cinayetlerinin üzerini örtmeye çabalamak, 253 şehidimizin, 2700 civarında gazimizin hukukunu gasp etmek demektir; onların tabiri caizse kendilerini boş yere feda ettiklerini, pisi pisine öldüklerini söylemektir.
“Asıl darbe 15 Temmuz değil, 21 Temmuz’dur” demek, FETÖ ihanet ve işgal kalkışmasının anayasal ve kanuni olarak meşru, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin darbeci ve işgalcilere karşı kendisini, halkını, anayasal düzeni savunması gayr-ı meşru demektir.
OHAL kararlarının uygulanması kapsamında “1.500.000 kişi mağdur olduğunu” söylemek, “FETÖ ihanet ve işgal kakışmasını gerçekleştirenler darbeci ve işgalci değil, meşru, bu devlete mutlak sahip olması gereken kahramanlardır” demektir.
15 Temmuz gecesinde Ankara’da Kızılay’da, Genelkurmay Başkanlığının önünde, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde, İstanbul’da Boğaz Köprüsünde ve katliamların gerçekleştirildiği diğer bölgelerde olmayanlar, hiç kusura bakmasınlar 15 Temmuzda yaşananlar hakkında ahkâm kesmesinler.
15 Temmuz gecesi sabaha kadar Ankara’da Kızılay’da ve Genelkurmayın önünde yaşanan en ağır katliamları, ihanetleri bizzat yaşayan, gözlemleyen birisi olarak bu değerlendirmeleri yapıyorum.
Bu millet, 15 Temmuz gecesi kendisine silah doğrultanlardan, er ya da geç hesabını soracaktır. En azından bu zihniyeti kolay kolay iktidara getirmeyecektir.
Burada asıl olan, Türk milletinde, anayasal rejime sahip çıkma bilincinin gelişmesidir.
Bunun tahakkuku için yeni bir anayasanın yapılması aciliyet arz etmektedir.
Bu anayasanın toplumsal sözleşme ve uzlaşı içinde kabul edilmesi hem anayasanın hem de demokratik cumhuriyet rejiminin halkın bağrında kök salması demektir.
Halk kendisinin yapacağı anayasa ile kurulan sistemi bağrına basarak, gönülden sahiplenecektir.
Halkın gönülden sahiplendiği bir anayasal düzene, ne FETÖ’cüler ne de destekçileri zarar verebilecektir.
Artık Türk milletinin, içindeki FETÖ destekçilerini dışlama, tasfiye etme zamanı gelmiştir.
“15 Temmuz bir tiyatrodur” diyenleri, tiyatro salonlarına göndermelidir. Orada doyasıya tiyatro izlesinler.
Devlet-millet bütünleşmesi, her alanda Türkiye lehine sonuçlar doğuracaktır.
İçeride sağlanacak bir toplumsal dayanışma, harici güçlerin Türkiye’nin içini karıştırma, içeriden çökertme operasyonlarını da akim bırakacaktır.
Bu milletin sıkı bir şekilde sahiplendiği anayasal rejime, hiçbir güç zarar veremeyecektir. Bunu istikbal yaşayanlar hakkalyakim müşahede edeceklerdir. Biraz sabır gerekiyor.
























