Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy, “Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın” duasıyla hafızalarımıza kazındı. Bizler, ebediyete irtihalinin 89. yılında onu rahmet ve minnetle anıyoruz. Akif’in hayatı baytar mektebinden milli mücadele saflarına uzanır. Ayrıca Mısır’daki inziva yıllarından İstanbul’daki hazin vedasına kadar her anı bir ders taşır. Kısacası onun yaşamı, adeta bir “Safahat” gibi önümüzde duruyor.
“Ragîf”ten “Akif”e: Fatih’te Başlayan Bir Ömür
Şair, 1873 yılının Aralık ayında İstanbul Fatih’te dünyaya geldi. Babası İpekli Tahir Efendi ona, ebcet hesabıyla doğum tarihini işaret eden “Ragîf” adını verdi. Ancak annesi ve çevresi onu “Akif” olarak çağırdı. Babasının ölümüyle birlikte Akif yoksullukla tanıştı. Üstelik büyük Fatih yangınında evleri yandı. Bu sebeple Mülkiye İdadisi’ni bıraktı. Hemen ardından dönemin ilk sivil veteriner okulu olan Baytar Mektebi’ne geçti. Sonunda burayı birincilikle bitirdi.
Milli Mücadele’nin Manevi Mimarı
Akif, sadece bir şair değildi. Aynı zamanda bir aksiyon adamıydı. I. TBMM’de Burdur Milletvekili olarak görev yaptı. Anadolu karış karış yanarken o, Kastamonu Nasrullah Camii’ndeki ateşli vaazlarıyla halkı Kurtuluş Savaşı’na çağırdı. Ankara’da Taceddin Dergâhı’nda İstiklal Marşı’nı kaleme aldı. Meclis, bu eseri 12 Mart 1921’de kabul etti. Akif, yarışmadan 500 lira ödül kazandı. Fakat bu parayı yoksul kadınlara iş öğreten Dar’ül Mesai vakfına bağışladı. Böylelikle gönülleri fethetti.
Sürgün Gibi Gönüllü Hicret: Mısır Yılları
Zaferden sonra yakın arkadaşı Ali Şükrü Bey cinayete kurban gitti. Akif, bu olaydan ve dönemin siyasi atmosferinden hüzün duydu. Bu nedenle Mısır yolunu tuttu. 1923’ten itibaren kışlarını Mısır’da geçirdi. 1926’da ise kalıcı olarak oraya yerleşti. Burada Kur’an-ı Kerim meali üzerine çalıştı. Oysa Türkiye’de “Türkçe ibadet” projesi gündeme gelmişti. Eserinin bu projede kullanılmasından endişe etti. Bundan dolayı çalışmasını teslim etmedi. Hatta dostlarına “dönemezsem yakın” vasiyetinde bulundu.
Mısır Apartmanı’nda Son Nefes ve Ailesinin Dramı
Daha sonra siroz hastalığına yakalandı. “Toprağımda ölmek istiyorum” diyerek 1936’da İstanbul’a döndü. Akif, 27 Aralık 1936’da Beyoğlu’ndaki Mısır Apartmanı’nda hayata gözlerini yumdu. Cenazesini resmi görevliler kaldırmadı. Onu üniversiteli gençler omuzladı ve Edirnekapı Şehitliği’ne defnetti.
Ne yazık ki Akif’in vefatından sonra ailesi zor günler geçirdi:
Oğlu Emin Akif: Milli Mücadele’de babasının yanında yer aldı. Buna rağmen sonraki yıllarda madde bağımlılığı ile mücadele etti. Sonuçta 1967’de cansız bedenini buldular.
Kızı Suad Hanım: Babasının vefatından yıllar sonra maddi kriz yaşadı. Ev sahibi, kirayı ödeyemediği için onu evden atmak istedi. Devlet ona yardım eli uzattı. Suad Hanım 2000 yılında vefat etti.
Akif; “Sessiz yaşadım, kim beni nerden bilecek?” dizesini yazdı. Fakat bugün 89. ölüm yıl dönümünde milyonlarca vatan evladı onu anıyor. “Çanakkale Şehitlerine” şiiri ve İstiklal Marşı dillerden düşmüyor.
İstiklal Marşı Neden Safahat’ta Yok?
Mehmet Akif, şiirlerini Safahat adı altında yedi ayrı kitapta topladı. Ancak bu külliyatın içinde İstiklal Marşı yer almadı. Büyük şair, marşı neden kitabına koymadığını şu tarihi sözlerle açıkladı:
“Çünkü ben onu milletimin kalbine gömdüm.”
Bir Ömür, Yedi Kitap: Safahat’ın Bölümleri
Akif, Safahat eserinde siyasal olaylardan mistik duygulara kadar her konuyu işledi. Eser şu 7 ana bölümden oluşuyor:
Safahat (1911): Siyasal olayları ve dünyevi görevleri kapsar.
Süleymaniye Kürsüsünde (1912): Seyyah Abdürreşit İbrahim burada konuşur.
Hakkın Sesleri (1913): Topluma İslami mesajlar verir.
Fatih Kürsüsünde (1914): Vaazlar ve toplumsal eleştiriler içerir.
Hatıralar (1917): Akif gezi izlenimlerini ve yakarışlarını yazar.
Asım (1924): Hocazade ile Köse İmam karşılıklı konuşur.
Gölgeler (1933): Dönemin izlerini taşıyan 41 manzumeyi barındırır.
Akif’in İzinde: Müzeler ve Vefa Yılları
Türkiye, Milli Şair’ine vefasını gösteriyor. Biz her yıl 12 Mart’ı “İstiklâl Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Âkif Ersoy’u Anma Günü” olarak kutluyoruz. Devlet ve yerel yönetimler Akif’in hatırasını ölümsüzleştirdi:
2011 Yılı: Başbakanlık, 2011 yılını “Mehmet Akif Ersoy Yılı” ilan etti.
Şiir Müzesi (2018): Beykoz Belediyesi, Mehmet Akif Ersoy Şiir Müzesi’ni kurdu.
Vefa Ödülü (2018): Cumhurbaşkanlığı, şaire Vefa ödülü verdi.
Hatıra Evi (2021): Yetkililer, şairin yaşadığı evi müzeye çevirdi ve ziyarete açtı.
























