Bir çocuk düşünün 14 yaşında, okulda katliam yapıyor. 14 yaşındaki çocuk nasıl katile dönüşür? Hangi nedenlerin sonucunda bu çocuk katil oldu?
Anneleri ve babaları düşünün sabah çocuklarını okula tertemiz kıyafetleriyle yolluyorlar. Öğlen vakti kanlı kıyafetleriyle cansız bedenlerini teslim alıyorlar.
Bir kahraman matematik öğretmenini düşünün, sabah evinden neşeyle ve heyecanıyla öğrencilerini kucaklamaya gidiyor. Öğle vakti öğrencilerinin canını korumak için kendini siper ediyor ve canını feda ediyor.
Bu köşe yazımda bu olayın detaylı analizlerini yapacağım. Giden canların bizlerden neler götürdüğünü, toplumsal ve sosyolojik açıdan zararlarını, bu olayın ve benzerlerinin hangi faktörlerin sebep olduğunu, bir daha yaşanmasın diye hangi tedbirlerin alınması gerektiğini yazacağım.
Öncelikle vefat eden öğretmenimize ve öğrencilerimize Allah’tan Rahmet dilerim. Ailelerinin ve Milletimizin başları sağ olsun. Asıl acıyı yürekten ve gönülden hisseden aileleri, yakınları ve arkadaşları, bizler sadece teselli ve dua ederiz. Devletimiz ailelerin bir nebze olsa yüklerini ve acıları hafifletmek için her türlü desteği verir. Emin olunuz ki kendini siper eden öğretmenimiz de ve katledilen öğrencilerimiz de şehit hükmündedir. Mekanları Cennettir İnşallah.
Toplumda aklı selim ve kalbi selim yaşayan her ferdin bu ve benzeri olayların ve ölümlerin bir daha yaşanmaması için neler yapması gerekir. Devletimizin hangi tedbirleri alması, kanunları ve yasakları getirmesi gerekir. Değerlendirmesini yapacağım.
Bu tür köşe yazıları neden önemlidir. Birincisi toplumsal farkındalığı artırır. İkincisi bazı iyi fikirler toplumda yayılırsa insanları iyiye ve doğruya yönlendirebiliriz. Üçüncüsü burada sunduğum fikirler, başka insanların yeni fikirler üretmesine vesile olabilir.
Giden canlar ile sadece canlar gitmedi. Toplumun bazı dinamiklerinin çöktüğünü, artık çocuklarında yanlış yetiştirilirse katil olabileceğini, bir çocuğun başka çocukları ve bir öğretmeni öldürebileceğini gösterdi ve getirdi. Geçmiş yıllarda böyle olaylar yaşanmadı mı? Yaşandı. Peki soruyorum sizlere tekrar tekrar yaşanmasına rağmen neden tedbir alamıyoruz.
Sosyolojik açıdan bakar isek; bahsetmiş olduğum üzere toplumsal ve sosyolojik dinamikler çöktü. Yarın farklı bir yerde bir psikopatın aynısını yapmayacağın garantisini kim verebilir? Onun için tedbirlerimizi hızla ve seri şekilde almamız hayat memat meselesidir. Laf olsun diye yazmıyorum memat Arapça kökenli bir kelimedir, manası ölüm demektir. Arapçada “ölmek” anlamına gelen mevt kökünden gelir.
Peki olaya dönelim, nasıl gerçekleşti. Kahramanmaraş’ta bir ortaokulda saldırgan öğrenci, olay günü çantasına koyduğu silahlarla okula geldi; ders saatleri içinde önce okul çevresinde hareket etti, ardından binaya girerek sınıflara yöneldi ve art arda ateş açtı. Silah sesleriyle birlikte öğrenciler büyük panik yaşayıp kaçmaya çalışırken bazıları camlardan atladı, öğretmenler müdahale etmeye çalıştı. Kısa sürede olay yerine sağlık ve güvenlik ekipleri sevk edilirken, saldırgan eylemin ardından hayatına son verdi; geride ise eğitim ortamında yaşanan ağır bir travma ve toplumun tamamını sarsan bir tablo kaldı.
Katilin intihar etmesi ve çantasına silahları gizlemesi daha önceden ya kendisinin planladığı ya da bilinmeyen bir grubun veya kişinin yönlendirdiğinin göstergesi olabilir. Ama bir öğretmenin verdiği bilgiye göre katilin arkadaşının olmadığı, teneffüsler de tek başına vakit geçirdiği, içine kapanık bir çocuk olduğundan bahsetmekte, bu da bizlere bireysel bir eylem olduğunu da gösterebilir. Bu kısmı çözmek emniyet mensuplarımıza ait, elbette yakında çözülür. Ve kamuoyu aydınlanır.
Hangi tedbirlerin alınması konusuna gelirsek. Yaşadığımız çağda dijitalleşmenin zararları en üst düzeyde popüler hale geldiği için öncelikle ailelere zorunlu eğitim verilmesi şarttır. Neden ebeveynler? Çünkü çocuklarda ve toplumda zararlı dijitalleşmenin önlenmesini istiyor isek ailelerden başlamak zorundayız. Toplumun temeli ailedir. Bir ailede yetişen çocuk katil ve zalim olabilir. Topluma çok faydalı iyilik sever insanda olabilir. Çocukların zararlı dijitalleşme eğitimi verilmesi şart ama çocuk yaşta iyiyi ve kötüyü ayırt edemeyeceği için tabletinde ve cep telefonunda neyin izlemesinin gerektiğinin, psiko-sosyal olarak nasıl etkileyeceğini bilmediği için asıl sorumluluk ailelerdedir.
Bazı yaptırımlar, yasaklar, kanunlar ve tüzüklerin getirelebilir. Birincisi dijital sosyal medya mecralarında 18 yaşından küçüklere erişim engeli zorunluğu veya sosyal medya kullanım yasağı meclisten geçirilebilir. Çünkü sosyal medya hesaplarının sigara içmek kadar zararı var.
Neden sosyal medya hesapları, çünkü siz 18 yaşından küçük çocuklara her türlü içeriği ve videoları izlemesine izin verirseniz. Çocuk yaşta kişinin aklının ve zihninin bulanması, bilinçaltının farklı işlemesinin aslında önünü açıyorsunuz. Sosyal medya mecralarında toz pembe hayatları gösteriyorlar. Kötü niyetli insanlar öldürmenin, katletmenin ve kötülük yapmanın normalleşmesine yol açan paylaşımlar yapabilirler. Veya zarar vermenin, kötülük yapmanın önünü açan ve vesile olan içerikleri paylaşabilirler. Diyeceksiniz bu nasıl olur? Hemen örnek vereyim gizli telegram gurupları, her şey konuşuluyor. Kötü işler normalmiş gibi gençlerin ve çocukların zihnine işleniyor.
İkincisi dijital oyunlar; bu oyunların zararlılarının tespit edilip, Türkiye’de kesinlikle yasaklanması gerekir. Sadece yasaklamakla önüne geçebilir miyiz? Kocaman bir hayır. Neden geçemeyiz. Çünkü yasaklarsanız. Birileri ceplerini doldurmak için kaçak ve yasal olmayan yollarla gizlice bu oyunları Türkiye’de satabilir. Bu mümkündür. Bir alanda mücadele ederken. Başka bir alanda açık vermiş oluruz. Peki ne yapmak lazım. Çocuklara ve gençler şehirlerde vakit geçireceği ücretsiz ve güvenilir geniş fiziki alanların çoğaltılması gerekir. Nedeni dijital mecralardan çocuklarınızı ve gençleri kurtarmak istiyor isek, bunu gerçek fiziki alanlarla sağlarız. Ama öyle sıradan bir oyun alanı, sosyal alan ve parktan bahsetmiyorum. Dijital mecraların ve oyunları panzehri yazın açık alanlar, kışın büyük sosyal tesislerdir.
Üçüncüsü televizyon dizileri ve filmleri veya bazı platformlarda yayınlanan diziler ve filmlerin senaryolarında gerçekleşen silahlı çatışmalar, aile içi çatışmalar ve müstehcen sahnelerin yasaklanması veya kısıtlanması elzem bir husustur. Çünkü çocuklarımız ve gençlerimiz bunları izlerse, bilinçaltı ve hatta bazı bilim insanları açıklıyorlar, beynin içindeki nöronların etkilendiğini ve değiştiğini söylüyorlar.
Dördüncüsü okul müfredatlarında yeterli düzeyde ahlak, maneviyat ve etik kurallar derslerinin ilkokul birinci sınıftan itibaren verilmesi önemlidir. Eğer bu eğitimler verilirse çocukların gençlerin zihinleri hep temiz kalır.
Beşincisi her çocuğun ve gencin, nasıl toplumda herkesin aile hekimi uygulaması var ise, psikiyatri ve psikoloji alanında doktorların ve uzmanların atanması sistemi getirilebilir. Ve Doktorlara ve uzmanlara aile hekimliklerinde görev verilebilir.
Altıncısı okullarda güvenlik personel sayısının artırılması ve tedbirlerin alınması gerekir. Sonuç olarak tüm imkanlarımızla bu konuya hücum etmemiz ve canlarımızı korumamız vazifemizdir.
























