Rezilyans (psychological resilience); bireyin stres, travma, kayıp, hastalık, kriz ya da belirsizlik karşısında uyum sağlayabilme, toparlanabilme ve hatta güçlenerek çıkabilme kapasitesidir.
Hayat, kimseye düz bir çizgi vaat etmiyor.
Bazen kayıplarla, bazen hayal kırıklıklarıyla, bazen de kontrolümüz dışında gelişen krizlerle sınanıyoruz. İşte tam bu noktada devreye bir kavram giriyor: rezilyans.
Rezilyans, dayanıklılık değildir yalnızca. Katı olmak hiç değildir. Aksine, esneklikle ilgilidir. Tıpkı fırtınada kırılmayan ama eğilen bir ağaç gibi…
Psikolojik rezilyans; travma, stres ve belirsizlik karşısında uyum sağlayabilme becerisidir. Bu, “acı çekmemek” anlamına gelmez. Aksine, acıyı inkâr etmeden onun içinden geçebilmektir.
Günümüzde bireysel tükenmişlik, belirsizlik ve hız çağında yaşıyoruz. Herkes güçlü görünmeye çalışıyor. Oysa rezilyans, güçlü görünmek değil; kırıldığını kabul edip yeniden inşa etmektir.
Peki rezilyans doğuştan mı gelir?
Araştırmalar bunun büyük ölçüde öğrenilebilir bir kapasite olduğunu gösteriyor. Sosyal destek, anlam duygusu, problem çözme becerisi ve öz-şefkat rezilyansı besleyen temel unsurlar arasında.
Belki de en kritik soru şu:
Zorluklar bizi yıkıyor mu, yoksa yeniden şekillendiriyor mu?
Bazen mesele düşmemek değil, her düştüğümüzde biraz daha bilinçli kalkabilmektir.
Hiç hayatın tam ortasında durup “Ben bunu nasıl atlatacağım?” dediğiniz oldu mu?
Olmadıysa bile olacaktır. Çünkü hayat düz bir yol değil. Bir gün her şey yolundayken, ertesi gün hiç beklemediğiniz bir haberle, bir kayıpla, bir hayal kırıklığıyla sınanabiliyorsunuz. İşte tam o anlarda devreye bir kavram giriyor: rezilyans.
Rezilyans aslında çok havalı bir kelime gibi duruyor. Ama özü çok sade: Düşünce yeniden kalkabilmek.
Yanlış anlaşılmasın… Rezilyans demek güçlü görünmek demek değil. Hiç ağlamamak, hiç sarsılmamak demek hiç değil. Tam tersine, sarsıldığını kabul etmek demek. “Evet zorlanıyorum” diyebilmek demek. Ama orada kalmamak demek.
Bazen hepimiz kırılıyoruz.
Bazen beklemediğimiz insanlar kırıyor bizi.
Bazen hayatın kendisi…
Fırtınada dimdik duran ağaçlar çoğu zaman kırılır. Ama eğilen ağaç hayatta kalır. Belki mesele sert olmak değil, esnek olabilmek.
Rezilyans, hayatın bizi sertleştirmesine izin vermemek. Ama güçlendirmesine izin vermek.
Çünkü her düşüş bir son değil.
Bazen yeni bir versiyonumuzun başlangıcı.
Ve belki de asıl güç, hiç yıkılmamakta değil…
Yıkıldığını inkâr etmeden yeniden ayağa kalkabilmekte.
Okuduğum bir kitapta şu cümleyi not etmişim: “Cesaret, kırılgan olmayı göze alabilmektir.”
Ne kadar güçlü bir cümle, değil mi?
Belki de rezilyansın özü burada saklı. Kırılganlığımızdan utanmadığımızda, asıl gücümüzle tanışıyoruz.
Kendime dönüp baktığımda :Her kırılma, içimde yeni bir farkındalık alanı açmış. Her hayal kırıklığı, sınırlarımı yeniden çizmemi sağlamış. Her sessizlik, kendime daha çok yaklaşmamı sağlamış.
Belki şu an bir şeyle mücadele ediyorsunuz.
Belki yorgunsunuz.
Belki kırgın.
Ama şunu bilin: Şu an yaşadığınız şey, sizi tanımlamak zorunda değil. Sizi şekillendirebilir. Güçlendirebilir. Derinleştirebilir.
Çünkü bazen en büyük güç, “Ben iyileşiyorum” diyebilmektir.
Ve unutmayın…
İçinizde sandığınızdan çok daha fazla toparlanma gücü var.
🌿Hayat sizi kırabilir ama nasıl ayağa kalkacağınızı siz belirlersiniz…
SEVGİYLE KALIN “HOŞ” ÇA KALIN..

























